Sosyal Medya ve Yeni Trend İlişkiler

2012-02-09 03:32:24

Günümüz ilişkileri de yeni trendlerden nasibini aldı, blind date (karşındakini tanımadan buluşma) konsepti de sosyal medyayla beraber şekil değiştirdi. Mymacchiato.com ilk buluşma anında tecrübeyle sabit 5 noktaya değindi,   1-Yeni tanıştığınız birine ilk iş, soyadını sormak magandalıkla eşdeğer. Facebookta dedektiflik için biraz daha sabredebilirsiniz!!   2-Buluşma öncesi ve sonrası twitterda serbest atış yorum yaparken onun da bir internet kullanıcısı olduğunu unutmamak hayati önem taşıyor J   3-Linkedin’den gelişigüzel herkesi eklemeyin, iş ve aşk karışmaz, oradan ekmek çıkmaz   4-Gösterişten uzak, sakin ve gerçek bir özgeçmiş için ise İTO tek adres,   5-Whats app mı bbm mi tartışmasına son, toplama çıkarma yapmadan zahmetsizce iletişim kurmayı tercih edenler için whats app. Hala özel chat odası etkisinden kurtulamamışlar için ise bbm. Devamı

Gece Gezmeleri

2012-02-09 03:31:34

Çalışanlar için cuma - cumartesi geceleri haftanın en popüler zamanı. Hazır ertesi gün tatil, televizyonda izleyecek birşey yokken çıkıp eğlenmek gerek. Saat 5 gibi insanlar aramaya başlar, akşam için planlar yapılmaya başlanır, orda mı yense burda mı içilse!. Ama ben plan yapmayı sevmem, bu sefer gecenin sürprizi kaçıyor. Rezervasyon yapılan nezih -boring!!- restoranda tam saatinde hazır nazır bulunup yemek ve sonrasında Serdar Ortaç'la karakedileri kovalamak bana göre değil. Daha spontane ve mümkünse eğlenceli bir gece istiyorum…  Saat sekizbuçuk gibi akşam yemeği saati geldi, hemen bu saatten dışarı çıkıp enerjimi harcamayayım biraz evde Beth Ditto eşliğinde takılırım dedim. Böyle olunca saat on gibi late dinner yapmaya arkadaşları zar zor ikna ettim. Late dinner'ın sağlığa zararı var ama geceye yararı var:) 8.30'da mekana gidip ortam hareketleninceye kadar kendini içkiye vermek de çok iyi bir başlangıç değil:) Evden saat 10'a yaklaşırken çıktım, arabaya atladım ve ver elini trafik. Gece çıkarken araba almak çok anlamlı değil farkındayım ancak laz taksiciler de ayrı bir işkence. Çevirme falan bir yana park yeri korkunç bir problem. Mekana vardım, en yakın ispark dolu, mecburen çok katlı otoparkın en dibine doğru indim ve -20. katta nihayet boş bir yer bulabildim. Ben söylenirken otoparkta yaşayan ahali (bilumum kestaneci ve cd-dvd'ci esnaf) şanslı olduğumu söylüyor, hiç yer olmaya da bilirdi. Şansımı bozmamak için nereye park ettiğimi kendime mesaj atıyorum, gecenin sonunda deli divane araba aramak kötü bir tecrübe, defalarca denendi, tavsiye edilmez :)  Mekana girdim arkadaşlarla small talk, etraf hafiften kalabalıklaşmaya başlamış, 67'de müzik yeni yeni hareketleniyor, herkes az çok yemekle eğle... Devamı

Kim Mutlu?

2012-02-02 14:27:00

  Pazar kahvaltısında arkadaşlarla sohbetin ardından eve giderken bu soruyu düşündüm; acaba kim mutlu? Herkes kafasındaki check list'e tikleri atmadan mutlu olamayacağına saplantılı bir şekilde takılmış durumda. Biz İstanbullular; yaş, çalıştığı iş, oturduğu semt fark etmeksizin neredeyse aynı isteklerin peşinde koşuyoruz. Bu durumla ilgili kimseyi suçlamamak gerek, sadece dönüştüğümüz model bu herhalde. "İyi" bir ilişkiye sahip olmak, işe gittiğimizde patrondan nefret etmeden huzurlu bir gün geçirmek, trafikte geçen vaktimizi daha eğlenceli kılmak, üşenmeden düzenli olarak spora gitmek ve kendimizi ailemize yeterince vakit ayıramadığımız için suçlu hissetmemek. Bu "minimal" istekleri yakalamak ise göründüğü kadar kolay değil. İş, uyku dışındaki hayatımızın yüzde kaçını alıyor, %70-80 mi yoksa daha mı fazla? Trafik peki? Bize kalan %10'luk zaman dliminde spora gitmeyi becerebiliyorsanız şanslısınız… İyi bir ilişki ise tam bir piyango! Genelde işyerlerinde romantik bir ilişkiye sıcak bakılmaz ve bunun için kendi sosyal ortamınızda birileriyle tanışmanız gerekir. Haftasonları ev ve kendiniz için alışveriş, arkadaşlarla buluşma, gitmek istediğiniz filme gitme gibi garantili aktiviteler varken kaçımız yeni bir çevreye girebiliyor? Bir süre sonra bu kısır döngü hayatımızın bir rutini olmaya başlıyor. Kim mutlu sorusuna tekrar dönersek, sızlanmayı bırakıp belki bakış açısını değiştirmek gerekiyor. Çok büyük bir sağlık problemimiz yoksa ya da büyük bir suç işlemediysek; anı geçirmekteki özgürlüğümüz aslında tamamen elimizde. Hepinize işi bırakın, Hawai'de bar açın demiyorum ama böyle şikayet ederek ya da olmayan bir şeyin peşinde umutsuzca koşarak devam ... Devamı

Kurumsalda Bekar Olmak

2012-02-02 14:25:00

  Kurumsal firmalarda insanlar ikiye ayrılır. Evliler ve bekarlar. Bu ayrım ne kadın dinler ne erkek. Kurumsalda bekar olmak başlı başına bir fenomen! İstanbul'da herhalde büyük çoğunluğumuz kurumsal bir firmada beyaz yaka personel olarak çalışıyoruzdur. Genelde çalışan kitleye baktığımızda çok junior seviyelerden bahsetmiyorsak, kitle hep evli hatta çocuklu insanlardan oluşuyor. Bu durum biz bekarlar için çok da pozitif sonuçlara yol açmıyor. Neden dersek, bu çocuklu kitlesi ne zaman ki mesaiye kalınması gerekecek, proje yetişmedi ya da haftasonu takip edilmesi gereken bir organizasyon var, o zaman envai çeşit çocuk hastalığını bahane edip işe gelmeme lüksüne her daim sahiptir. Biz zavallı bekarların bırakın böyle bi durumda işe gelmemeyi, bunu aklımızdan geçirmeye bile hakkımız yoktur. Çünkü bizim özel hayatımız eğer evli ve çocuklu değilsek başka insanlar için o kadar da "özel" sayılmıyor. Uğruna fedakarlık yapılacak bir çocuğunuz ya da eşiniz yok ise, sizin o akşam uykusuz, yorgun ya da hasta olmanız müdürünüz için hiçbir şey ifade etmiyor! Biz bekarlara içten içe empoze edilen yangında kurtarılacak 2. sınıf vatandaş muamelesi gerçeğini görmemek zor! Bu belkide Kurumsal Hayatta Survival 101 dersi olarak üniversitelerde verilmeli:) Oysa biz bekarlara, evlilerden daha çok tolerans gösterilmeli, hele de yalnız yaşıyorsak evin her türlü saçmalığıyla biz ilgilenmek zorundayız. Internet bağlantısı nedensiz yere kesildiyse çağrı merkezleriyle telefonda yarım saat boğuşmaca, bi haftasonum var onu da dinlenerek geçirmek istiyorum derken gözünüzün içine içine batan dağınık evinizi toparlamaca, geçen gün market alışverişinizde ... Devamı

"Yeni"den Gelen Güç ve Break Up Fantasy

2012-01-24 17:57:00

  Hepimiz bazen herşeye yeniden başlamak isteriz, eski bizden kurtulmak ve belki de içgüdüsel olarak kendimizi tekrar kadın/erkek ilişkilerinde  "market value" sahibi hissetmek için.. Kız/erkek arkadaşınızı  yenilemek, insanı bazen evini, arabasını, esse'den aldığı mumları yenilemekten daha fazla refresh edebiliyor.. Özellikle İstanbul'da, hayatımızı iş toplantıları, öğle arası kahveleri, akşam event'leri ile overdose yaşarken yanımızdaki partnerimiz  de hayatımızdaki bu koşturmacaya azıcık fit etmeli. İlişkilerde aşk, tutku tabiki önemli ama yetişkin iki insan olarak birbirinizin hayatına karşı saygılı olma, her dakika birbirinizi tüketmektense karşı tarafa nefes alma payı bırakma  çok daha önemli. Aslında belki de metropol insanı olarak bize eşlik edebilecek bir aktivite partneri arıyoruzdur kimbilir; arkadaşlarla bi drink için dışarı çıktığımızda, departman müdürünün Suada'daki veda yemeğinde ya da evde oturmuş CSI izlerken yanımızda olmasını istediğimiz biri… Ee aynı zamanda bizi duygusal olarak da tatmin etmeli, gerektiğinde beraber saçmalaya da bilmeliyiz. Bu saydığım to do list'ten sınıfta kalan partnerlerle ilişkimiz kangrene dönüşmeden, onların doğal seleksiyonla aramızdan ayrılmasına izin vermeliyiz.  'Yeni'den gelen güce kulak vermeli ve kendi break up fantasy'mizi yaşamalıyız:) Break up periyodunu kabusa dönüştürmemek için yapmamız gereken şeyler aslında çok basit ve tecrübeyle sabit(!) diyebilirim. İşte size, editörden break up fantasy için küçük ipuçları, -Ayrılık kendi entourage'ınızı oluşturmanız  ve kendinizi  "single&fabulous" hissetmeniz için karşınıza çıkan bir fırsat. Kendimize odaklanmak birinci kural. Bebek'te bi d... Devamı