Hiç Aklından Çıkmasın! - 2

2017-11-06 01:20:00

Aklında her kim varsa ölç, tart, beklentilerini değerlendir, oluruna olmazına bak ve aksiyon al. İşi sürüncemede bırakıp, tutuklular gibi her gün aynı düşünce, aynı rutin, aynı karın ağrısı ile zaman öldürme. En kötü hapishane zihnimizde. Her ne olacaksa öyle ya da böyle nihayetlendir, düşüncelerini, kendini özgür bırak. Her zaman talep eden taraf olma, başkasına sunacak birşeylerin olsun. Kendini geliştir, farklı yetenekler, zevkler edin, istenilen, aranılan kişi ol. Hayranlık duymak, hayranlık uyandırmak önemli. Bugüne dek hoşlandığın kişileri tekrar gözden geçir; hepsinin mutlaka hayranlık duyduğun, gıpta ile baktığın bir yanları olduğunu göreceksin. Sevgilinin arkadaşları ile arasını bozma, onu sosyal çevresinden uzaklaştırma. Senden bağımsız deşarj olabildiği bir alanı mutlaka olmalı. Sevgilin ile arandaki sorunlar çözülsün istiyorsan tartışmalarınızda genelleme yapmaktan kaçın. Sen hep böyle yapıyorsun, her zaman bu şekildesin diye ithamlarda bulunup konuyu çözümsüz bir noktaya götürme. Kendini onun yerine koy ve ona olumlu bir adım atabilmesi, kendini düzeltebilmesi için açık kapı bırak. "Bugün böyle yaptın, beni üzdün. Peki, yarın aynı hatayı yapmayacağın konusunda anlaştık."  Sevdiğin kişiye özel hissettirmen çok önemli, tabi gerçekten özelse. Egona yenik düşüp yaptığın jestleri önemsiz gösterme gayretine düşme. Ben zaten yapacaktım, alacaktım, gidecektim yerine onun için ekstra vakit, emek ve para harcadığını bilmesi değerli hissetmesi için gerekli.  Evlilikte ailelerin uyuşması önemli. Neden mi? Çünkü değer yargılarımız, kabul edilebilir/edilemez çizgimiz, normal ve anormal anlayışımız doğup... Devamı

Hiç Aklından Çıkmasın!

2017-10-30 12:24:00

Dış görünüşün ve çevrende oluşturduğun algı önemli. Nasıl ki işyerinde terfi edeceğin pozisyonu elde etmeden önce o pozsiyonun gerektirdiği sorumlulukları alabilmen ve bunu patronuna gösterebilmen gerekir, özel hayat için de aynı kural geçerli. İstediğin ilişkinin içindeymişsin gibi ışık saç, pozitif ol, bakımlı ol, anne olmak istiyorsan anaç ol. Dışarıdan bakan bir gözhayal ettiğin tabloya seni yakıştırabilmeli. Görüşünü ve duruşunu belli et fakat kesin yargılardan uzak dur. Her konu siyah/beyazdan ibaret değil, gri alanlara yer bırak. Karşı tarafın söyleyeceklerini dinlemeden itiraz etme; böylesi bir tutum seni cahil, geçimsiz ve dar görüşlü gösterir.  Girdiğin herhangi bir ortamda kendini ispatlamak adına başkalarını yerme, dedikodularını yapma. Hoşgörü ve zarafetinle insanları ancak zaman içerisinde etkileyebilirsin. Özgüven sahibi biri kendini kanıtlama gereği hissetmez, inandığı şekilde davranır, her hareketinde onaylanma ihtiyacı duymaz. Dışarı çıktığında sürekli telefonunu kurcalama, bunu yalnız başına evde otururken de yapabilirsin. Madem ki dışarıdasın, ilgini etrafa ve insanlara ver, çevreyi, insanların davranışlarını gözlemle, yeni şeyler öğrenmeye bak. Giyindin, süslendin, dışarı çıktın, kimse ile samimiyet kurmadan günü bitirdin. Tek bir iltifat almadın ama 25 arkadaşın fotoğrafını beğendi. Ne mutlu sana! Elinin hep telefonda olması, saniye saniye paylaşımlarda bulunman, kimin neyi beğendiğini takip etmen içinde bulunduğun ortamdan memnun olmadığın algısı yayar ve seni ortamdan soyutlar. Gerçek ilişkiler kurmak için çaba sarfet, bulunduğun ortamın hakkını ver. Sosyal medyada tüm hayatını deşifre etme, seni tanımak isteyen kişilerin gerçekten iletişim kurması için b... Devamı

Nedir Bu VİZYONLAMAK

2017-10-23 00:50:00

Sizlerden bu konuda sık sık soru geliyor, o halde biraz açalım. Nedir bu vizyonlamak? Nasıl yapılır? Hayal edelim gelsin mi? İsteklerimiz gerçekleşmiyorsa nerede hata yapıyoruz? Vizyonlama en yalın hali ile kendimizi görmek istediğimiz tabloyu hayal etmektir. Gün içerisinde pek çok düşünce aklımızı meşgul eder. Alışverişe gidersiniz, kıyafetlerin üzerindeki etiket fiyatlarını görüp daha çok kazanıyor olmayı dilersiniz. Atletik, fit biri önünüzden geçer, iç çekersiniz. Instagramı kurcalarken gülen gözler, eğlenen insanlar, lüks hayatlar gözünüze çarpar; ben de orada olmak isterdim diye düşünürsünüz. Ancak tüm bu hayıflanma ve iç çekişler vizyonlama sınıfına girmez. Serbest çağrışımlarla refleks olarak verdiğimiz tepkilerin alt yapısı zayıftır. Yıldız kayması gibi düşünebilirsiniz, anlık olarak parlar ve söner. Doğru vizyonlama nasıl yapılır? Hemen somut bir örnekle açıklayalım. İşyerinde terfi etmek istediğinizi varsayalım. Yapmanız gereken terfi etmek istediğiniz pozisyonu ve bu pozisyonun sunacağı yaşam tarzını derinlemesine düşünmek. Şu masaya müdür olsam üzerimde hangi ekstra sorumluluklar olurdu? Peki bu sorumluluklar benim yetkinlik alanımda mı? Hangi konularda eksiğim var, bu eksiklikleri kapatmak için ne yapmam gerekli? Müdür olarak toplantıları ben yürütüyor olsaydım, nasıl bir modda olurdum? Mesaiye kalınca canım sıkılır mıydı yoksa keyif mi alırdım? Giyim kuşamım nasıl olurdu? Sabahları işe şevkle mi gelirdim? Benim de senede 30 gün iznim olsaydı ve dilediğim tatili yapabilseydim, arada bir hafta sonu mesaisine kaldığımda surat asar mıydım? Peki, özgüvenim nasıl olurdu? Bu özgüven insan ilişkilerime nasıl yansırdı? Daha pozitif, gerginlikten uzak... Devamı

Sıkıldım, Bunaldım, İyi Hissetmeye İhtiyacım Var Diyorsanız

2017-10-16 01:09:00

Kendimizi, günlük rutinimizi ve düşünce tarzımızı değiştirmeden bu iş biraz zor. İşte size oldukça pratik birkaç öneri: MÜMKÜN OLDUĞUNCA YENİ ŞEYLER ÖĞRENİN. Farklı şeyler beyninizi zinde tutmanızı ve anı keyifli geçirmenizi sağlar. En basitinden yeni bir film izlemek ya da kitap okumak olabilir bu. Bitse de gitsem havasında değil; merak ederek, severek, isteyerek. Bahsi geçen kişileri, beğendiğiniz şarkıları ya da sizde merak uyandıran konuları not alarak, altını çizerek, Google’da kurcalayarak. SİZE İLHAM VERECEK KİŞİLERLE BERABER OLUN. Negatif, gergin insanlardan sıyrılın, size iyi hissettiren, ufkunuzu açan kişilerle sohbet edin. Böyle kişiler etrafınızda yok mu? Hiç problem değil, sosyal medya ne güne duruyor? Instagram ve Twitter’da aynı basit çevreyi takip edip bunalmaktansa hayata karşı duruşunu, düşünce tarzını beğendiğiniz kişileri takip edin, gündelik yaşamlarından ilham alın. HER ŞEY HARİKAYMIŞ GİBİ YAPIN. Kendinizi iyi hissetmiyor musunuz? İstediğiniz işler gerçekleşmiyor mu? Aksini düşünün, öyleymiş, olmuş gibi davranın, sonunda istediğiniz duyguları hissedebilmeyi başaracaksınız. –mış gibi ritüelleri pek çok kültürde olan ve faydası kanıtlanmış bir uygulamadır. Neticede birşeyin olması ve bizim olduğunu düşünmemiz arasında çok da bir fark yoktur. Önemli olan hissiyattır. FAZLA KURMAYIN. Her insan için iyi ve kötü günler olacaktır, bu değişmez bir gerçek. Ancak bugünden yarınki olası kötü günlere odaklanmak kendinize yaptığınız en büyük haksızlık. Dert başa düştüğü zaman kaçış yok, ceza çekilecek. Şimdiden endişelenmek sadece bugünden götürür, yarından azaltmaz. Her anı hakkını vererek yaşayın, oldu... Devamı

Doğru Kişiyi Bulma Rehberi: İyi İnsan Olmak

2017-10-09 11:20:00

Hayata dair isteklerimizi sıralayalım, hedeflerimizi belirleyelim. Peki bu hedeflere ulaşmak için seçtiğimiz yollara ne demeli?  - Herkesin kuyruğuna bas, manipüle et, ez, aldat, sonucunda en zengin adamı kap. Evlen ama düğününde seni içtenlikle tebrik eden tek bir dostun kalmasın. - Patronunla flört et, terfi al. Unvanın 2 gömlek üste çıksın ama kimse sana saygı duymasın. - Çocuğunun en ufak isteğini yerine getir, her türlü kaprisine alkış tut ama sokak çocuklarına, hayvanlarına, evsizlere tahammülün olmasın. Yalnız kalmak istemiyorsan insanlara seninle beraber olması için bir sebep vermelisin. Bu işlerin kadını erkeği yok, hepimiz insanız, herkes kendini iyi hissetmek ister. İnsanlar direkt olarak birinden değil, o birinin yanında kendi büründüğü halden, hissiyattan hoşlanır. Ahmet’in yanında rahat mıyım, doğal olabiliyor muyum? Ayşe’nin yanında huzurlu muyum, neşem yerinde mi? Bilgisine ve fiziğine fazlasıyla güvenen, insanlara tepeden bakan, karşısındaki kişiye hiçbir şey vermediği halde sahip olduğu niteliklerden ötürü alacaklı bir tavır içerisinde sürekli alkış ve övgü bekleyen biri olmayın. Ben çok güzelim, zenginim, kültürlüyüm, harikayım. Peki, kabul. Ama ne yapalım yani? O halde herkes senin kölen mi olmalı? Bütün bu niteliklerin neticesinde etrafına bir katkın var mı? Beraber olduğun kişiye birşey katıyor musun? Etrafındakiler kendini iyi hissediyor mu? Hoş sohbet misin? Başkalarını kırmadan da espri yapabiliyor musun? İltifat beklentisine girmeden de karşındakine güzel bir cümle kurabiliyor musun? Yoksa bu talepkar halinle herkesi çokça yoruyor musun? Etrafındakiler bir takım zorunluluklardan ötürü medeni ilişkiler çerçevesinde seninle iyi ge&... Devamı