Böyle Olmayın: Sinir Bozucu 4 Karakter

2017-09-18 11:46:00

Olanlardan da uzak durun. Uzak duramıyor musunuz? O halde biraz farkındalıkla kendimizi korumaya alalım.    Verimsiz. Bir konudan bahsedersin, yüksek perdeden şaşırır. “Aaa benim hiç haberim yok, bana da göndersene o mail’i, ilgili kişilerle paylaşayım” der, anında gönderirsin. Aradan 1 hafta geçer, aynı muhabbet aynı şaşkınlık ifadesi ile tekrarlanır. “Evet böyle birşey var. Evet sana mail atmıştım. Tamam tekrar gönderiyorum.” Sonunda o mail’i alıp, okuyup gereğini yapar mı peki? Belki başka bir zamanda, paralel bir evrende. Mesajını kaybeder, whatsapp’ı bozulur, telefonunun şarjı biter, okuduğunu unutur, söz verdiğini 50 kere hatırlatmadan beceremez. Dağınıklığı ile yorar. Hemen her konuya atlayıp kendi isteği ile gönüllü olduğu halde en iyi yaptığı şey teşekkürleri önden toplayıp devamında beyni bedavaya almaktır. Ertesi gün için konuşmanıza rağmen “Sen bana tekrar hatırlat” demekten geri kalmaz. Siz de onu ciddiye almayın, ondan gelen tekliflere “he” deyin ve geçin.   Entrikacı. Basit bir espri yaparsın, ortalığı inleten bir kahkaha patlatır. Düz mantık düşününce tavırlarına anlam veremezsin. Arka planda daima senaryosunu kendisinin yazdığı ve tabi ki başrolde olduğu filmi çekmekle meşguldür. Vah zavallı figüranın halinde. Herhangi bir diyalogda aklından bin tilki geçer, devamlı ortamı tartar, etrafa karşı kendisini pozisyonlamanın derdindedir. Senden açık açık birşey istemek ve devamında teşekkür etmek onun tarzı değildir. İstemem yan cebime koy tutumunu tercih eder, istediği olduğunda ise dudak büker ve iyiliği yapan sen değil de oymuş gibi teşekkür bekler. Ona istediğini vermeyin, açıkça söylemediği hiçbir konuda imalarını rica olarak kabul edip işini halletmeyin.  &nb... Devamı

Bir Kulunu Çok Sevdim, Hemen Evlenmek İstiyorum!

2017-09-11 11:52:00

Bu cümleyi sıklıkla, en çok da daha önce hiç evlenmemişolanlardan işitiyorum. EVLENMEK İSTİYORUM, HEM DE ÇOK İSTİYORUM! Öncelikle kısa bir durum değerlendirmesi yapalım. Ne kadar güzel, sevdiğiniz biri ile berabersiniz. Üstelik ömrünüzün geri kalanını beraber geçirmek isteyecek kadar da çok seviyorsunuz onu. Durumunuz hiç de fena değil o halde. Fakat anlaşılan o ki evlenme konusunda o sizin kadar heyecanlı değil. Bu noktada biraz sıkıntılısınız. Daha önce hiç tecrübe etmediğiniz ya da onunla beraber hiç tecrübe etmediğiniz evlilik düzenini bu kadar çok istediğinizden nasıl emin olabilirsiniz? Evliliğin mutluluğunuzu artıracağını nasıl garanti edebilirsiniz? Daha önce hiç yaşamadığınız bir şeyi nasıl bu kadar tutkuyla isteyebiliyorsunuz? Elbette ki bu işlerin garantisi yok, emin olamazsınız. O kadar çok istediğinizi düşündüğünüz evli olma hali hayallerinizdeki senaryodan uzak olabilir. Anne babalarımızdan sık sık işittiğimiz evlilik bir piyango cümlesi klişe olmakla beraber doğru bir yaklaşım. Sizlere tavsiyem piyangoyu kazanma ihtimalinizi artırmak üzere en azından bir süreliğine sevgilinizle beraber yaşamayı denemeniz; hafta sonu ya da hafta içi birkaç günü aynı evde geçirmeniz. Evlenmeniz halinde nasıl bir düzen ile, ne ile, kim ile karşılaşacağınızı önceden tecrübe etmeniz. Aynı evde yaşamak, cinselliği paylaşmak, iyi ve kötü günleri beraber tecrübe etmek önemli. Cinsel hayat ve çiftlerin yataktaki uyumu evliliklerin yürümesinde azımsanamayacak bir yer tutuyor. Mal, mülk, çoluk, çocuk, kariyer, eğitim, dürüstlük, insaniyet bir yere kadar. Eğer ki yatakta uyuşmuyorsanız evliliği layıkıyla yürütebilmeniz çok zor. Diğer hiçb... Devamı

Aşkı Ararken Mantıklı Olmak

2017-09-04 01:18:00

Aşkta hesap kitap yapmak olmuyor, olunca da tadı kaçıyor, kabul. Ama bu demek değil ki aşkı ararken mantıksız olacağız, karanlık odalarda hep başımızı duvarlara toslayacağız. Gündelik hayatımızda düz mantık hareket edip ilerlerken özel hayatımızda aynı kısır döngüde dönüyorsak bu işe gerektiği kadar kafa yormuyoruz demektir. Evet, her saniye onu düşünüyor olabilirsin. Peki gerçekten ayakları yere basan bir şekilde kafanda ölçüp tartıp mı düşünüyorsun? Yoksa düşünmekten kastın sadece hayal kurmaktan ibaret mi? Ne istediğini bilmeyen, ilkesiz biri birbirini desteklemeyen tutarsız seçimlerle kendi kendini sabote etmeye mahkumdur.   Yeni biri ile tanıştın ya da zaten etrafında olan biri. Onun sana nasıl yaklaştığı bir kenara (eğlence/flört/sırdaş/maddiyat/dost/iş) senin ondan beklentin ne? Arkadaşlık mı? İş arkadaşlığı mı? Sosyal arkadaşlık, eğlence mi? Flört mü? Evlilik mi? Sana nasıl yaklaşıyorsa o yönde karşılık vermek durumunda değilsin. Kendi yönünü çiz, ona uygun davran. Misal; yalnızca iş arkadaşı olarak gördüğün, yanında iyi vakit geçirmediğin biri ile ayıp olmasın diyerek sosyal arkadaşlık etme. Beraber gezmekten keyif aldığın, eğlendiğin birine karşı eğer birşey hissetmiyorsan sırf iki yemek ısmarladı diye borçlu hissetme. Çizgini çiz. Ciddi düşündüğün birine, ileride eşim olur mantığı ile fazlası ile taviz veriyorsan bir noktada kendini çek ve düşün. Bu kişi beni suistimal ediyor mu? Eşim olacağını düşünerek yaptığım maddi-manevi yatırım, kötü senaryoda beni depresyona sokar mı? Yoksa canı sağ olsun diyebilir miyim?   Sık rastlanan bir durum da cinselliği koz olarak kullanan birinin günün sonunda “kullanıldım” diye ağlamasıdır. Aşkı, cinselliği gerçekt... Devamı

Neden Anlatmıyorsun?

2017-08-28 16:46:00

Özellikle evli çiftler arasında sıkça mevzu olan konulardan biridir. “Neden bana hiçbir şey anlatmıyorsun? Günün nasıl geçti diyorum, iyi deyip kestirip atıyorsun.” Aslında oldukça basit ve makul bir istek, öyle değil mi? Bana neden şunu almıyorsun ya da neden şuraya gitmiyoruz gibi zahmet içeren bir durum yok. Altı üstü biraz sohbet edelim deniyor.    İletişim, ilişkinin anahtarıdır. Sohbet talep eden kişi eşine dair haklı bir talep içerisinde. Önemsiz gibi görünen ufak sohbetler, arada yakalanan espriler ile yaratıyoruz iki kişilik dünyamızı. Dinleyerekten karşımızdakini anlayabiliyoruz, empati kuruyoruz. İnsanlar zaman içerisinde değişiyor; daha önce mesafeli durduğu görüşlere yaklaşabiliyor… Tüm bu değişim ve gelişim evrelerinden haberdar olmak, aynı evin içinde iki yabancı olmamak için iletişim şart. Önce fikirler kafada filizleniyor, sonra dile, en son olarak da eyleme dökülüyor. Ve bu 1 gün içerisinde olmuyor. Fikirlerimiz gündelik basit olaylar etkisinde yavaş yavaş yön değiştiriyor, şekilleniyor. Eğer iletişim kopuksa, son aşamada eyleme döküldüğünde görme fırsatımız oluyorsa bir takım değişiklikleri, oturup düşünüyoruz, kim bu adam? kim bu kadın? “Seni hiç tanıyamamışım.”   Peki neden bu aşamaya geliyoruz, nerede hata yapıyoruz?    Dinlemesini bilmiyoruz.    Sevdiğimiz biri söz konusu olduğunda, hele ki arada eskilerden kalan bir kuyruk acısı da varsa, anlatılanlara tepkisiz kalamıyoruz. O gününü anlatırken biz ufacık detayların arasında boğulmaya, boğulmak yetmedi onu da boğmaya bayılıyoruz. “İşyerinde adam mı yoktu onu eve sen bıraktın?” “Peki o sana bütün bunları neden anlattı? Bu s... Devamı

Gününüzü Güzelleştirecek 5 Düşünce

2017-08-21 11:31:00

Yapmam gereken bir sürü iş var diye söylenirken.. Ne mutlu bana, imkanım var, sağlığım yerinde, her işimi halledebiliyorum çok şükür diye de içimizden geçiriyor muyuz acaba? Yapılacaklar listesine her gün bir yenisi eklenir; kimi zaman iş, kimi zaman gündelik basit telaşlar, angarya olarak gördüğümüz durumlar, kimi zaman da eş dosttan gelen ricalar listemizi boş bırakmaz. Onu yap bunu yap derken yorulup isyan ederiz. Oysa ki aranıyor, soruluyor, ihtiyaç duyuluyor olmak hepimiz için önemlidir. İnsanı zinde tutar; iyi ve değerli hissettirir. Fark yaratıyor olmak, faydalı olduğunu bilmek kişisel tatmin için çok mühimdir. Bir yetkinliğin var, kredibiliten tam ki bu işler senden soruluyor. Bu kadar sevilip sayılmak herkese nasip olmaz. Maddi anlamda henüz hedeflediğin noktada olmayabilirsin. Fakat hayatta bizleri gerçekten mutlu eden her şey zaten ücretsiz. Sevmek, sevilmek, dostluklar kurmak, hal hatır sormak, anlamaya çalışarak dinlemek, üzüntüleri ve sevinçleri paylaşmak, saygıda kusur etmemek, ince düşünmek, güler yüz, şefkat göstermek, sarılmak, öpmek, neşeli tavırlar sergilemek, gülmek, beden dili, zarafet, sevgi dolu ve yapıcı bir tonda konuşmak… Tek göz odada da olsan, malikanede de otursan kapladığın hacim belli. Karnın doyduktan sonra yemeğin hükmü kalmıyor. Kalbimiz ise sonsuz sevgi taşıyabilir, her zaman daha fazlasını alabilir. Seni besleyen, ayakta tutan asıl gücün sevgi olduğunu unutma. Eğer ki bir mutsuzluğun varsa bunu maddi imkanlarından bağımsız olarak kendi içinde çözebilirsin. Tüm cevher içimizde, dışarıya nasıl bir enerji yansıtırsak aynısını karşılık olarak alırız. Neden benim başıma bunlar geldi, kovulmayı, kazıklanmayı, aldatılmayı, terk edilmeyi ben mi istedim diye isyan ediyor ola... Devamı